Ahmet Arkın: “Bulaş paranoyası” maalesef mantıklı düşünmeyi de engelliyor

Bulaş belki vücudumuzu veya iç organlarımızı etkilemektedir ancak zaman zaman ortaya çıkan “bulaş paranoyası” maalesef mantıklı düşünmeyi de engellemektedir.

Ahmet Arkın: “Bulaş paranoyası” maalesef mantıklı düşünmeyi de engelliyor

Geçtiğimiz günlerde Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Klinik Şefi, Sağlık Üst Kurulu Üyesi Dr. Mustafa Akansoy, Yenidüzen gazetesinde yayınlanan söyleşisinde “Son zamanlarda bulaşın birinci sebebi aile içi bulaştır.  Ne üç günlük turizm için gelenler ne de güneye gidip gelenler esas bulaş nedeni değildir. Esas bulaşın kaynağı halkımızın kendisidir” diyerek aylardır anlatmaya çalıştığımız ama görmezden gelinen önemli bir noktaya dikkat çekmiştir.

4 Aralık 2020 tarihinden geçtiğimiz günlerde  “kapalı devre turizm” faaliyetleri başlayana kadar Şans Oyunu Salonlarını (Casino) kapalı olmasına rağmen, bulaşın neredeyse ortaya çıktığı mekanlar olarak gösterilerek haksız saldırılara maruz kalmış sektörümüz, geç de olsa bir Sağlık Üst Kurulu Üyesinin açıklamasıyla, resmi bir ağızdan gerçeğin telaffuz edilmesinden dolayı memnuniyet duymuştur.

Ülkemiz neredeyse çarpıklıklar ülkesi haline gelmiştir. Bulaş belki vücudumuzu veya iç organlarımızı etkilemektedir ancak zaman zaman ortaya çıkan “bulaş paranoyası” maalesef mantıklı düşünmeyi de engellemektedir. 

Açık havada toplanmanın yasak olmadığı günlerde, haklarını savunmak, talep etmek, içinde bulundukları korkunç duruma dikkat çekmek için kurallara uygun izni alınmış Turizm Emekçileri eylem girişimini, eylemden çok kısa bir süre önce yasaklayan zihniyetin temsilcileri açık havada 50 kişiden fazla toplanmanın yasak olduğu günlerde federal çözüm için eyleme katılmayı desteklemiş ve aktif olarak yer almıştır.

Kimse kusura bakmasın ama bu örnek akıl tutulmasıyla, sektörümüze ön yargı ile yaklaşmanın tezahürü olarak değerlendirilir mi bilemem ancak kesinlikle mantık kuralları çerçevesinde açıklanabilecek bir davranış biçimi değildir. Bu ve benzer birçok nedenle Sağlık Üst Kurulu Üyesi Dr. Mustafa Akansoy’un açıklamasını önemsiyoruz.

Yine geçtiğimiz günlerde KITOB Başkanı Sayın Dimağ Çağıner, Yenidüzen gazetesinde yayınlanan söyleşisinde , “sürekli 5 yıldızlı oteller ve casinolar üzerinden turizm sektörünün dayak yediğini” belirtmiş ve kapalı olan 109 otelin halini soranın olmadığından haklı olarak yakınmıştı.

Ben KITOB Başkanın ifadesine büyük oranda katılırken bir de ekleme yapayım: Turizm casinolar üzerinden dayak yerken aslında casinolar her alanda dayak yiyorlar.

Toplumun bazı kesimlerindeki casino karşıtlığını anlar, şans oyunlarına karşı duruş sergilenmesine de saygı duyarım. Kimseye zorla casinoları sevdiremeyiz. Ancak gerek bu sektöre gerekse ülke ekonomisine zarar vereceğini bile bile yapılan bağnaz saldırılara da tahammül etmemiz bizden beklenmesin.

Sektörümüzün kapalı olduğu günden bu yana ülke ekonomisinin geldiği durum ortadadır. Esnaf, üretici, çiftçi ve hayvancı kan ağlamaktadır.

Çünkü ne uçaklar uçmakta ne de otellerde konaklamalar yapılmaktadır. Ülkemiz ekonomisini ayakta tutan, dıştan kaynak aktarılmasını sağlayan yükseköğretim ve turizm sektörünün kapalı olmalarının etkilerini ülkedeki her vatandaş hissetmektedir.  Turizm sektörünün dinamiği, lokomotifi de yıllardır casinolardır. Uçakları ve otelleri dolduran bizleriz. Bunu bile bile bu iki sektörün açılabilmesi için sağlık kurallarının geliştirilmesi üzerine kafa yormaktansa, yani nasıl yapabiliriz sorusu etrafında cevaplar aramaktansa “nasıl olmamalı” üzerine tonlarca laf üretilmektedir.

Salgın öncesi,  8500 çalışanı ile ekonomiye en büyük katkıyı sağlayan sektörümüzün gerek çalışanlarına gerekse işverenlere karşı devletin bir yıldan fazladır takındığı tavrı onaylamak mümkün değildir.   Otelleri ayakta tutan, ülkeye turisti getiren, uçakları dolduran sektörümüz bu süreçte çok yıpratılmıştır.

Devlet salgın sonrasında bu sektöre yine ihtiyaç duyacaktır. Devletin bu sektörü kamu politikasına bu derecede yabancılaştırması hiçbir şekilde anlaşılır değildir.

Bu sektörü sevmek zorunda değilsiniz ancak sektöre yaklaşımınız tüm diğer sektörlere yaklaşımınızdan farklı olamaz. Devlet sektör tutmaz. Devlet sadece bir sektöre “bunların patronları zengindir” varsayımıyla davranamaz. Salgın sonrası sektörümüzle devlet arasındaki ilişkinin şeffaf ve sağlıklı bir şekilde yeniden oluşturulması gerekecektir.

Umarım kısa sürede aşılama programını hızlandırarak, kendi halkımızı bu virüsten maksimum şartlarda koruyarak, yeni normalin koşullarını oluşturup ekonominin çarklarını yeniden döndürebiliriz.

KAYNAK:YENİDÜZEN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER