Atıklar neden bizim kıyılarımıza geliyor?

Doğu Akdeniz’deki saat yönünün tersi istikametinde akan hakim akıntı sistemi Cezayir, Libya, Mısır, İsrail, Filistin, Lübnan ve Suriye'den denize karışan plastik çöpleri olduğu gibi Kıbrıs'ın kuzey sahilleri ve İskenderun körefizine doğru taşıyan bir akıntı sistemidir. Bu akıntı ile taşınan çöplere ülkemizde en fazla kuzey Karpaz sahillerinden Ronnas'da rastalayabiliriz.

Atıklar neden bizim kıyılarımıza geliyor?
banner22

Ronnas sahili akıntı sistemlerinin son duraklarından biri olduğu için hem ülkemizde kaplumbağaların en yoğun kullandığı sahildir hem de Cebelitariktan itibaren Akdenize bırakılan birçok atığın ulaştığı sahil şeridimizdir. Öyle ki, insanların çok fazla kullanmadığı bir kumsal olmasına rağmen ülkemizdeki en kirli sahillerden birisinin Ronnas olması başka türlü açıklanamaz. 

Dinamik ekosistemlerin temel özelliklerinden biri de bu! Ekosistem bir bütün olarak birbiriyle al-ver ilişkisi içinde ve en ufak bir etki bile diğer noktaları hızlıca etkileyebilmektedir. Akdeniz’deki hakim akıntı sistemi Cebelitarık Boğazı’ndan giren Atlantik kökenli suları bile Kıbrıs kıyılarına ve hatta İskenderun Körfezi içlerine kadar taşıyabilmektedir.  Dolayısıyla Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerden birinin bile atık yönetim alt yapısı yoksa, bu durum diğer kıyı ülkelerini de doğrudan etkiler.

Benzer bir durum bu kıyı ülkelerinin Akdeniz kıyısına kurdukları endüstri tesisleri için de geçerlidir. Bu endüstri tesislerinden kaynaklı gerçekleşen bir etki diğer ülkeleri de doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. O sebeple Akdeniz için hareket kabiliyeti olan ve tüm ülkelerin temsilcisinin olduğu yetki sahibi acil müdahale platformlarının kurulması elzemdir. Aksi durumda bu dinamik ekosisteme karşı gerçekleşen en küçük etki bile çok hızlı bir şekilde kontrolden çıkabilir. 

Nitekim Süveyş Kanalı’nı kimseye danışmadan ve dikkate almadan genişleten Mısır, Akdeniz’i zaten mahvetmiş olan istilacı yabancı tür sorununu daha da arttırmıştır. Buna dair herhangi bir tepki de ne yazık ki oluşmuş değil. Çünkü o kanal ticaret için çok önemli ve herkes de gözlerini yummaya gönüllü.

Bu ortak hareket platformunun önemi şu açıdan da önemli örneğin geçtiğimiz yıl Lübnan’da gerçekleşen ve Beyrut Limanı’nı kevgire çeviren patlama, Lübnan’ın altından kalkamayacağı büyüklükte bir yıkıma neden oldu. Bu yıkımla beraber denizel ekosistem de ciddi anlamda etkilendi. Bu etkiyi Lübnan’ın tek başına hafifletmesi mümkün değildi. Bu tür bir platform bu ve benzeri sınırı aşan kapasitesi olan felaketlerin etkisini azaltmada oldukça etkili olabilir.  

Zira, bu patlama sonucu ortaya çıkan yüzebilir çöplere Türkiye’nin Kıbrıs’ın, Suriye’nin ve ilerleyen zamanlarda da daha batı bölgelerin kıyılarındaki muhtelif sahillerde rast geleceğiz. Benzer birçok olayda bu durum söz konusu olacaktır. Nitekim 23 Ağustos’ta Suriye’nin kıyı kenti Baniyas‘taki bir termik santralden denize karışan 15.000 ton petrol de bu bağlamda değerlendirilmesi gereken bir olay. Çünkü bu petrol karışım olayı sadece Suriye’yi değil başta Kıbrıs ve Türkiye olmak üzere birçok ülkeyi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendirmektedir.

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs kıyılarından yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta olduğunu belirtilen petrol, şu sıralar Kıbrıs açıklarındaki girdap alanından ayrılarak İskenderun Körfezi, Adana kıyıları ve Mersin kıyılarına doğru ilerliyor. Normal şartlarda bu petrolün Suriye tarafından yayılmadan bariyerler ve temizleyiciler aracılığıyla toplanması gerekiyordu ancak ortada doğru dürüst işleyen bir devlet olmadığı düşünüldüğünde bu şeyin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını biliyoruz.

Bu anda da diğer kıyı devletlerinin bu konuda önlem almak için harekete geçmesi gerekiyordu ancak o da gerçekleşmedi. Kaygılı olan İsrail, kağnı hızında hareket eden Kıbrıs ve bariyer koyuyoruz diye açıklama yapan Türkiye dışında ortada petrolün yayılımının engellendiğine dair bir emare henüz belirmiş değil. Oysaki şu anda tüm deniz yüzeyi temizleme araçlarının bölgeye gönderilerek petrolün daha fazla seyrelmeden ve yayılmadan toplanması gerekiyordu.

Hala bu şans var. Çünkü kıyıya ve deniz dibine çöktükten sonra iş işten geçmiş olacak. Petrol kirliliği denizlerin en büyük problemlerinden biri. Bu nedenle bu tür olaylar gerçekleşmeden önlemlerin hazır ve eylem planlarının çekmecede olması gerekiyor. Görünen o ki bir tanesi bitmeden yenisi başlayan felaketler sarmalındaki yeni felaketimizin adı petrol kirliliği olacak.

Kaynak: Yeşil Kıbrıs

//yesilkibris.com/atiklar-neden-bizim-kiyilarimiza-geliyor/?fbclid=IwAR0XAzphYW0vitDREGRRyOfs_HGcplus6kFXBh6z2KQ1yF8P7xBBnCan054

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner17

banner19

banner21

banner16

banner18

banner20