Kanayan yaramız trafik

Ülkemizde 3-9 Ağustos tarihleri arasında meydana gelen 57 çarpışmada, 24 kişi yaralandı.

Kanayan yaramız trafik

-Serkan SOYALAN

Polis Basın Subaylığı’ndan verilen bilgiye göre bu çarpışmaların 19’u süratli araç kullanmaktan, 15’i dikkatsiz sürüş yapmaktan, 8’i kavşakta durmamaktan, 9’u yakın takipten ve 6’sı diğer etkenlerden meydana geldi.

Bunlar raporlara yansıyan veriler, bir de perde gerisi var tabii.

İşte o perde gerisi, basına ve mahkeme tutanaklarına yansıyan satırlarda gizli.

Sadece 2 örneği vermek istiyorum.

“155 promil alkollüydü ve arkadaşları uyarmıştı” (KIBRIS) Girne-Alsancak çevre yolunda 24 Temmuz’da meydana gelen ölümlü kazanın zanlısı Altuğ Özçavdarlı, tedavisinin tamamlanmasının ardından dün mahkemeye çıkarıldı. Polis kazanın olduğu geceyle ilgili bilgi verdi: “Kaza anında zanlı 155 promil alkol tesiri altındaydı. Arkadaşları araç kullanmaması konusunda kendini uyardı, ancak sonrasını hatırlamıyor. Kaza gecesi iki eğlence mekanına gittiler.”

Bir diğer örnek: “Kaza yaptı, polise karşı koydu, aracından çok sayıda hap çıktı” (KIBRIS) Lefkoşa’da dün meydana gelen trafik kazasında polise zor anlar yaşatan yabancı uyruklu sürücü, makul güç kullanılarak göz altına alındı… Kiralık aracın yolcu koltuğunda bulunan arkadaşı ise baygın haldeydi…

Yaşanan her bir kazaya, her açıdan bakarak yorum yapmamız gerekiyor. Yani bu kazalarda “devletin sorumluluğu”, “sürücü hatası”, “altyapı aksaklıkları/hataları” ve “toplumsal eğitim” açısından bakıp, raporları onlara göre hazırlamalıyız.

Son günlerde Lefkoşa-Girne anayolunda takla atan atana. O yol için daha önceden birçok altyapısal aksaklık iddialarında bulunulmuştu. Bağımsız bir kurum tarafından herhangi bir analiz yapıldı mı? Eğer bir mühendislik hatası varsa, bu yönde herhangi bir kişi yargılanacak mı? Veya bu araçların zararı tazmin edilecek mi? Yoksa her kazada olduğu gibi “Dikkatsiz sürüş yaptı” yazıp olayı kapatacak mıyız? Böyle yaptığımız sürece, ne bu çarpışmaların, ne de kayıpların önüne geçebiliriz.

Gelelim sürücü kanadına… Yukarıdaki iki örnekte de belirttiğim gibi, sürücülerin de bu noktada sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Getirmeyenler aleyhinde de ağırlaştırılmış cezalar uygulanmalı ve trafikten men edilmelidirler. İşte kendini bilmez iki sürücünün dahil olduğu iki çarpışmada, hayatının baharında bir can giderken, diğer çarpışmada şans eseri bir can kaybı yaşanmadı. Şans yaver gitmese, belki çok daha acı bir tabloyu konuşur olacaktık.

Alkollü mekanlardan çıkan bir sürücü, yolları kana bularken, madde tesiri altında bir diğer sürücü, yanında baygın arkadaşıyla birlikte kaza yapıyor, ardından da kendisini gözaltına almak isteyen polis memurlarına saldırıyor.

Biz ağırlaştırmadan bu noktalarda cezaları, bunların önüne geçemeyeceğiz.

Bu yıl daha 8’inci aydayız, bunun 3 ayını pandemiden dolayı evlerimizde kapalı geçirdik ve trafikte 13 can kaybımız var. Yani 13 eve ateş düştü, 13 aileye acı çöktü, 13 insanımızı yitirdik yollarda…

Konunun ciddiyetini anlamanız için rakamlar vereceğim: Ülke genelinde trafikte son 45 yılda 1957 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, savaşlardan beter. Küçücük bir ülkede, 1957 rakamı gerçekten de ürkütücü.

Son 10 yıla baktığımızda ise, 2010’da 42, 2011’de 41, 2012’de 24, 2013’te 49, 2014’te 29, 2015’te 28, 2016’da 36, 2017’de 37, 2018’de 24 kişi ve 2019’da 30 kişi trafik çarpışmalarına kurban gitti.

Peki 1957 kişi hayatını kaybederken, hep mi sürücüler suçlu? Hep mi dikkatsiz sürüş vardı? Yollarda hiç sıkıntı yok muydu? Devlet ihmalleri yok muydu? Yapılması gereken her bir şey, tüm alanlarda birtamam yapıldığı gibi, trafikte de yapılmış mıydı da biz öldük?

İnancım odur ki, herkes üzerine düşeni yapsaydı eğer, bu rakamlar yarı yarıya aşağıda olacaktı ve bu kadar canımız yanmayacaktı.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER