Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırıyoruz. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz. Veri politikamız ile ilgili aklınıza takılan tüm soruları iletişim formu üzerinden bizlere sorabilirsiniz.
Gündemi yakala, kullanıcıların ve yazarların haberlerini takip et!
Son Dakika
Yemek Tarifleri
Diğer
Gazeteler
Bölgelere Göre
İnteraktif
Bağlantılar
Siyasiler
Bizi Takip Edin
Yayın: 19.07.2024 - 10:50
Güncelleme: 19.07.2024 - 11:39
373 kez okundu
Ertuğruloğlu, bu tarihin Kıbrıs Türklerinin yok olma tehlikesini ortadan kaldırarak adaya barış ve güvenliği getirdiğini, aynı zamanda Kıbrıs’ın “Helen adası” olma hayalinin son bulduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı, 20 Temmuz Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü münasebetiyle Türk Ajansı Kıbrıs’a yaptığı açıklamada, harekatın başladığı haberini o dönemde Beyrut Amerikan Üniversitesinde master eğitimini sürdürürken aldığını ve Mersin’den feribotla ülkeye dönüş yaptığını belirtti. Harekat sürecinde yaşadıklarına dair anılarını paylaşan Ertuğruloğlu, Lefkoşa kökenli olduklarını ve ülkeye döndükten sonra Eylül 1974’te arabasıyla Türk alayına gitmek üzere yola çıktığını, Rum ve Yunan alayları arasından geçiş yaptığını ifade etti.
Ertuğruloğlu, 1958’lerde surlar içinde yaşadıklarını belirterek, 1974’ün Kıbrıs Türkleri için hayatlarının yeniden başladığı, yok edilme tehlikesinin sona erdiği ve Kıbrıs’ın Helen adası olma umudunun tarihe karıştığı bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi. Harekatın Kıbrıs Türk toplumuna iç barış sağladığını, askeri cunta yönetimini sonlandırdığını ve adada kalıcı bir çözüm zemini hazırladığını vurgulayan Ertuğruloğlu, Rum yönetiminin harekatı Kıbrıs sorununun başlangıcı olarak göstermeye çalıştığını, ancak bu anlayışın gerçekleri yansıtmadığını ifade etti.
Ertuğruloğlu, “Neden 1964’ten beri Kıbrıs’ta BM Barış Gücü var?” sorusunu gündeme getirerek, BM Barış Gücünün Kıbrıs Türklerinin yok olma riski altında olduğu bir dönemde adada bulunmaya devam ettiğine dikkat çekti. Barış Gücünün varlığının, Kıbrıs Türk halkının varlığının ve Türk askerinin garantörlüğü sayesinde sürdüğünü belirten Ertuğruloğlu, 1974’ün Kıbrıs Türklerinin egemenliğinin ve varlığının sembolü olduğunu vurguladı.
Ertuğruloğlu, 1974’ün Kuzey Kıbrıs’ta coşkuyla kutlandığını, Güney Kıbrıs’ta ise hüzünle karşılandığını belirterek, adada sözde çözüm bekleyenlerin bu tarihi gerçeklerden ders çıkarmaları gerektiğine dikkat çekti. Kıbrıs’ta “Kıbrıslı” olarak tanımlanan bir milletin olmadığını, sadece Türk ve Rum milletlerinin mevcut olduğunu belirten Ertuğruloğlu, milli marşların da farklı olduğunu, Türklerin Türkiye marşını, Rumların ise Yunan marşını okuduğunu ifade etti.
Son olarak, Kıbrıs sorununun doğru bir tarifle çözülmesi gerektiğini belirten Ertuğruloğlu, bu bağlamda müzakerelerin etkili ve sonuç alıcı olması gerektiğini vurguladı. 1974’ün Kıbrıs Türklerinin varlığını korumada oynadığı kritik rolün altını çizen Ertuğruloğlu, Barış Harekatı’nın gurur verici bir başarı olduğunu ve bu başarının değerini iyi bilmek gerektiğini sözlerine ekledi.
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır. (0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş Yap
Henüz bildirimin bulunmuyor.