Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ey İsrail Batı’nın sana borcu çok ama Türkiye’nin yok!

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Yayın: 25.10.2023 - 12:57

144 kez okundu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ey İsrail Batı’nın sana borcu çok ama Türkiye’nin yok!

Erdoğan, enflasyonla mücadele vurgusu yaparak, “İstihdamı artırırken diğer yandan enflasyonla mücadele içindeyiz.

Türkiye ne büyümesinden taviz verir ne de enflasyona teslim olur” dedi. Ayrıca, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki gösterdi ve “Son yaptıkları toplantıda bir araya gelip tüm batı Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. İsrail sen bir örgüt olabilirsin çünkü bu batının sana borcu çok ama Türkiye’nin sana borcu yok” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan diğer noktalar şunlardır:

Sayın millet, değerli arkadaşlar, sevgili misafirler, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Bu planın merkezinde Türkiye Yüzyılı hedefi bulunuyor. Çevreye duyarlı, yüksek katma değer sağlayan, istikrarlı ve refah bir gelecek için bu adımın hayırlı olmasını diliyorum.

Ayrıca, 2024 bütçesindeki önemli bir düzenleme de depreme dayanıklılık çalışmalarına ayrılmıştır. Aynı zamanda deprem sonrası travmayı hafifletme çabaları da bu bütçede yer almaktadır. Şehirlerimizi depreme karşı hazır hale getirme ve acıları unutturma konusundaki kararlılığımızı sürdüreceğiz. Şehirlerimizi daha iyi bir seviyeye getirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu kararlılığı 2024 bütçesinde görmek mümkün olacaktır.

ENFLASYONLA MÜCADELE MESAJI

İşte bu çerçevede istihdamı artırırken enflasyonla mücadeleyi de öncelikli bir gündem maddesi olarak ele alıyoruz. Türkiye, büyüme hedeflerini korurken enflasyonla mücadelede de kararlıdır.

Halkımızın ve iş dünyasının beklentilerini karşılamak için elimizden geleni yapacağımıza dair söz veriyoruz. İş dünyasından yatırımcılara, emeklilerden ev hanımlarına kadar herkesin sorunları bizim sorunlarımızdır. Gençlerimize sunduğumuz cep telefonu ve bilgisayar desteği ile 10 GB internet sözümüzü tuttuk. Bu kararın gençlerimize olumlu bir etki yapmasını temenni ediyorum.

Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’ni demokrasisi ve ekonomisi ile büyüttük. 100. yılını kutlayacak bir Cumhuriyeti, milletimize sunduğumuz hizmetlerle taçlandırmak en büyük hedefimizdir.

Gelecek dönemde de milletimize daha fazlasını sunmak için çaba harcamaya devam edeceğiz. Zorlukların kazanımlarımızı gölgelemesine izin vermeyeceğiz. Vizyonsuz, hedefsiz, ve hayali olmayanlara karşı gerçeklerle yüzleme zamanı geldi.

Milletimizin gönlünü kazanmak ve vatandaşlarımızın sıkıntılarına çözüm bulmak, temel sorumluluğumuzdur. AK Parti olarak daha önce birçok zafer elde ettik ve bu sefer de aynı başarıyı yakalayacağımıza olan inancımız tamdır.

Mahalli seçimlerde de parti olarak önemli bir rol oynamamız gerekiyor. Bağlılık ve sadakatle başladığımız yolu sürdürmeliyiz, çünkü bu, hedefimize ulaşmamızın anahtarıdır. Kişisel çıkarlarımızın ötesine geçmeli ve Türkiye’nin büyümesine katkıda bulunmalıyız. 2024 Mart’ına kadar hep birlikte büyük bir çaba sarf edeceğimize inanıyoruz.

TEZKERE İLE TERÖRLE MÜCADELE GÜÇLENDİ

Terörle mücadele, sürekli gündemimizin başında ve önceliğimizdir. Türk Silahlı Kuvvetleri, kahramanca mücadelesine devam ediyor. Irak ve Suriye’nin kuzeyinden kaynaklanan terör tehditlerini bertaraf etmek amacıyla geliştirdiğimiz bir konsepti uyguluyoruz. Bu önemli adıma destek veren siyasi partilere ve milletvekillerine teşekkür ediyorum. Tezkerenin yürürlüğe girmesi, terörle mücadelemize güç katmıştır. Tezkereye karşı çıkanlar milletimiz tarafından affedilmeyecektir. Ansızın gerçekleştirebileceğimiz operasyonlarla teröristlerin planlarını bozacak ve onları etkisiz hale getireceğiz.

Kendi topraklarında terör örgütlerine sığınan ve Türkiye’ye rahatsızlık veren kişilerin bir gün gerçekleri görmelerini ümit ediyoruz. Onlar, devletin ve hukukun gerekliliklerine uymayı reddetse de, Türkiye olarak kendi onurumuzun gereğini yerine getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Kirli propagandalara karşı dik duruşumuzu sürdüreceğiz ve bu onurlu tavır, anlık çıkarlar uğruna değişmeyecektir. Filistin’deki zulme karşı sergilediğimiz tutum, bu ilkeli yaklaşımın somut bir örneğidir.

Filistin sorununa insani bir perspektiften yaklaştık ve insan hayatını koruma gerekliliğini vurguladık. 7 Ekim’den bu yana krizin büyümesini engellemek için elde gelen her çabayı gösterdik. Gazze’deki ihtiyaçları karşılamak amacıyla 8 uçak dolusu yardım malzemesi gönderdik. Yaralıların tedavi edilmesi için 25 personelimizi Mısır’a sevk ettik. İsrail’e karşı gerçekleştirilen sivil halkı hedef alan eylemleri ve saldırıları kabul etmediğimizi açıkça ifade ettik. İsrail devleti ile bir sorunumuz yok, ancak devletin örgüt gibi davranmasını tasvip etmiyoruz. Gazze’deki masum insanlara yönelik gerçekleşen saldırılar tarihin en vahşi eylemlerinden birini oluşturuyor. Ölenlerin yarısı çocuklardan oluşuyor ve diğer yarısı anneler ve aile büyüklerinden oluşuyor. Bu bile bu vahşetin boyutunu göstermeye yeterlidir.

HAMAS TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİL, ÜLKESİNİ SAVUNAN DİRENÇ GRUBUDUR

Son toplantılarına katılan batılı ülkeler, Hamas’ı bir terör örgütü olarak sınıflandırma kararı aldılar. İsrail, bu sınıflandırmayı destekliyor ve bu konuda batı ülkeleriyle aynı görüşü paylaşıyor. Ancak, Türkiye bu sınıflandırmayı kabul etmiyor ve Hamas’ı bir terör örgütü olarak görmüyor. Hamas, kendilerini topraklarını koruma amacı güden bir kurtuluş ve mücahitler grubu olarak tanımlıyor. Bu konudaki görüşler ülkeler arasında farklılık göstermektedir.

İSRAİL’E GİTMİYORUM

İsrail’in çocukları öldürmesi, insanlık değerlerine aykırı bir eylem olarak kabul edilmelidir. Bu tür vahşetlere asla göz yumamayız, çünkü insanlık değerlerine olan inancımızla özdeşleşmiş durumdayız. Bu düşüncelerimi dönemin başbakanına, Davos’ta bir toplantıda dile getirmiştim. O gün, İsrail’in öldürme pratiğini eleştirmiştim ve bunun sonucunda Davos’a bir daha gitmeme kararı aldım. O dönemde benimle birlikte olan iki arkadaşımın biri şimdi bir siyasi partinin başında.

Aramızdan biri, bu düşüncelerimizin peşinden gitmekten vazgeçmediğimizi ifade ediyor. Şu anda “yandık” diyorlar. Ancak biz dimdik ayaktayız, siz ise bu tür uygulamalara rağmen hiçbir şey kazanamadınız ve kazanamayacaksınız. CHP’nin gölgesine sığınmak size hiçbir katkı sağlamadı. Biz ise bu yolda kararlı bir şekilde ilerliyoruz.

Hayatımda bir kez Netanyahu’nun elini Türkevi’nde sıkmıştım. Ancak, iyi niyetimizin suistimal edildiğini düşündük ve İsrail’e gitme projesini iptal ettik. İsrail, bu zihniyetle başarılı olamaz, ne ABD’yi ne de Batı’yı yanına alsa. Amerika da sonuçta kaybedecektir.

Temel sorun, adil bir dünya düzeninin kurulması gerekliliğidir. Anne ve babaların çocuklarının cenazelerine sarıldığı bir dünyada kimse huzur içinde yaşayamaz. Bu, tüm ülkeler için geçerlidir. Bu tür katliamları savunmak, kanlı bir tarihin mirasını sürdürmek anlamına gelir.

Biz tarihte ırkçılık yapmamış tek halkız ve bu gerçeği en iyi Yahudiler bilir. Üniversite öğrencilerini ve akademisyenleri tehdit ederek susturmaya çalışanlar, bu anlayışın temsilcileridir. Bu onurlu duruşları nedeniyle ülkelerinde zorluklar yaşayan öğrencilere Türkiye’nin kapılarının her zaman açık olduğunu vurgulamak istiyorum.

Daha dün Ukrayna’daki savaşa karşı ayaklananların, Gazze’deki insanlık dışı uygulamalara karşı sessiz kalması, bu çifte standartların somut bir örneğidir.

Dünya, ölülerle dolu bir yer olabilir, ancak hakikati haykırmak, gerekirse siyasi veya askeri önlemler almak gibi inançlarımızdan taviz vermeyeceğiz. Filistin’e gerçek anlamda yardım sağlamayan adımlardan kaçınacağız. Biz, binlerce yıl süregelen bir devlet geleneğine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti’yiz.

Gazze’deki katliamın sorumluları, İsrail’e sınırsız destek verenlerdir. Onları cesaretlendiren kişilere sesleniyorum. Gazze’de sivillerin ölümüne neden olanlar, bölgemize getirilen uçaklar ve gemilerle barış getiremeyecektir.

Yorum Yaz

Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır. (0)

Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş Yap