Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda güncel konuşmalar yapıldı

Cumhuriyetçi Toplum Partisi'nden Lefkoşa Milletvekili olan Devrim Barçın, "Gelişme Bankası'nda Şüpheli Sınav Planları" konulu konuşmasında, İhtiyat Sandığı'na sınavsız ve liyakatsiz işe alım yapıldığına dair bir bilgi aldığını ifade etti.

Yayın: 07.11.2023 - 18:18

260 kez okundu

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda güncel konuşmalar yapıldı

Barçın, İhtiyat Sandığı’nda işçi pozisyonunda çalışan kişilerin denetlendiğini iddia ederek, işçi statüsündeki bir kişinin denetim yetkisine sahip olmadığını ve yazdığı cezaların geçerli olmadığını açıkladı. Ayrıca, usulsüz işlemlerin tolere edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu konuda hesap soracaklarını belirtti.

Gelişme Bankası ile ilgili boş pozisyonların Kamu Hizmeti Komisyonu aracılığıyla doldurulması gerektiğini ve bu adımın şüpheleri ortadan kaldırabileceğini dile getiren Barçın, bankanın sınavı özel bir üniversite aracılığıyla yapma kararı almasını eleştirerek, eleştiri getirdi. Barçın, Gelişme Bankası’nda hangi kriterlere ve yöntemlere dayalı olduğu belirsiz, “nepotizmi çağrıştıran” bir sınavın yolunda gidildiğini öne sürdü ve bu sınavın Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından yapılmasını talep etti.

Engelli istihdamını desteklediklerini belirten Barçın, İhtiyat Sandığı’nın dört engelliyi işe almayı planladığını savunarak, engelli derneklerine de bu istihdamın takipçisi olmaları çağrısında bulundu.

Sami Özuslu

Cumhuriyetçi Toplum Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, mevcut gelişmeleri ele aldığı güncel konuşmasında “eğitim kitapları” konusuna değindi. Özuslu, kitapların içeriği hakkında kamuoyu tarafından tepki almasının ardından bakanın bu konuyu değerlendireceğini ifade etti. Ayrıca, orta ve lise düzeyindeki kitaplarla ilgili açılan davalara işaret ederek, bu davalara yeni davaların ekleneceğini söyledi.

Eğitim kitaplarında, yazarların haberi olmadan yapılan değişikliklerin telif hakları ve etik sorunlar yarattığını belirten Özuslu, konunun mahkemeye taşındığını dile getirdi ve bakanlığın bu değişiklikleri kabul ettiğini eleştirdi.

Kitaplarda gerçekleştirilen değişikliklerin toplum mühendisliği amacı taşıdığını vurgulayan Özuslu, kitapların neden ülke içinde basılmadığını sorguladı. Ayrıca, kitapların içerik analizine atıfta bulunarak, bazı ders kitaplarından evrim teorisinin çıkarıldığını ve bu yeni kitapların geçmiş yıllarda kullanılan kitaplarla karşılaştırıldığını aktardı.

“Laik, demokratik, modern Atatürkçü eğitim anlayışında bu değişikliklerin yeri neresidir?” diye soran Özuslu, din kitaplarına eklenen metinlerin çocukların psikolojisini etkileyebileceğini ifade etti.

Ayrıca, Karmi’deki bir anaokulunda ilahilerin okunduğu ve cinsiyet ayrımı yapılarak sınıfların oluşturulduğu iddiaları hakkında bakanın açıklama yapmasını talep etti.

Özuslu, ders kitaplarında depremin kaçınılmaz bir kader olduğu ve önlenemeyeceği mesajlarının bulunduğunu belirterek, bu tür ifadelerin depremde kaybedilen insanlara haksızlık olduğunu dile getirdi.

Ayrıca, kitaplarda piyango oynamanın günah olduğunun belirtildiğini ve söz konusu bölümleri okuyarak, “Tüm kumarhaneleri kapatacak mısınız, piyangoları da yasaklayacak mısınız?” diye sordu. Özuslu, bu kitaplar aracılığıyla yeni nesillerin nasıl davranması gerektiğinin şekillendirilmek istendiğini ifade etti ve çocuklara çağdaş, laik eğitim yerine yasa dışı yayınlarla istismar edildiği bir eğitim sunularak suç işlendiğini savundu.

Nazım Çavuşloğlu

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, kitaplarla ilgili konuyu ele aldığı açıklamasında, kitap içerikleriyle ilgili konuların Talim Terbiye Kurulu’nun yetki alanına girdiğini ve bu nedenle kendisinin 65 kitabı kelime kelime okuyarak onaylama görevinin mümkün olmadığını belirtti. Ayrıca, mahkemede görüşülen konunun telif haklarına ilişkin olduğunu ve toplumda yanlış anlamalara yol açan noktaların yeni baskılarda düzeltilmesi ve tartışmalara yol açmayacak şekilde düzenlenmesi çalışmalarının yapıldığını ifade etti.

Çavuşoğlu, mahkeme kararına herkesin uyması gerektiğini vurgulayarak, sorunların diyalog yoluyla aşılması için anlaştıklarını belirtti. Ayrıca, kitapların yazarlarıyla görüştüğünü ve onların düşüncelerini değerlendireceklerini kaydetti.

İhaleyi alan birçok firmanın kitap basımını Türkiye’de gerçekleştirdiğini belirten Çavuşoğlu, kitapların Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kendi matbaalarında ücretsiz olarak basıldığını açıkladı.

Öğretmenlerin kullanma tarzının korkutucu ifadelere etki ettiğini belirten Çavuşoğlu, bu tür durumlara müdahale ettiklerini ifade etti. Ayrıca, anlatım tarzını iyileştirmek için hizmet içi programlar üzerinde çalıştıklarını dile getirdi. Çavuşoğlu, Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan kitapların arkasında olduklarını ve ikinci baskılarda tartışmalı ifadelerin yer almayacağını belirtti.

Özuslu’nun gündeme getirdiği bir anaokulunda ilahilerin okunduğu iddiaları hakkında müfettişlerin araştırma yaptığını söyledi.

Son olarak, Çavuşoğlu, her şeyin kadere bağlanamayacağını, bilimsel zorunlulukları yerine getirerek depremden korunmanın mümkün olduğunu ancak depremi engellemenin kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirtti. Ayrıca, kendi döneminde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sıkı denetimler yapıldığını ve müfettişlerin şu anda da denetlemelerini sürdürdüğünü ifade etti.

CTP milletvekili Sami Özuslu’nun tekrar söz almasının ardından, bakanın kişisel inançlarına veya bakış açısına karışmadıklarını belirterek, evrim teorisinin müfredattan neden çıkarıldığına ilişkin soruyu tekrarladı. Özuslu, kitapların son halinin Türkiye’de verildiğini ve orada basıldığını ifade ederek, yapılanların toplumu İslam toplumu ve İslam devleti yapma hedefini taşıdığını iddia etti ve “Eğitim sistemi aracılığıyla siyasal İslam’ı topluma soktunuz” iddiasında bulundu.

Sıla Usar İncirli

Cumhuriyetçi Toplum Partisi (CTP) Milletvekili Sıla Usar İncirli, “Ülkemizde Akademisyenlerin Güncel Sorunları, Çalışma Koşulları ve Özlük Hakları” konulu konuşmasında çocukların pozitif bilimlere ve gerçeklere dayalı eğitilmesi gerektiğini vurgulayarak, ders kitaplarındaki tartışmalara değindi.

Yükseköğretimin ülke ekonomisine yüzde 30 katkı sağladığına dikkat çeken İncirli, yükseköğrenimin sürdürülebilirliği konusunda yeterli çalışmanın yapılmadığını ifade etti. Üniversiteler ile devlet arasındaki kopukluğun giderilmesi gerektiğini ve üniversitelerin toplumla daha yakın ilişkiler kurması gerektiğini belirtti.

Akademisyenlerin maaşlarının düşük gösterilerek sigorta primlerinin eksik yatırıldığına dikkat çeken İncirli, çalışanların haklarının ihlal edildiğini ve devlete karşı haksızlık yapıldığını söyledi. Bu sorunları çözmek için adımlar atılması gerektiğini belirtti.

İncirli ayrıca CTP’nin eğitim çalıştayında bu konuların ele alındığını ve öğretmenlerin haklarının ihlal edildiği durumda eğitim kalitesinin sağlanamayacağını vurguladı.

Yükseköğretim Denetleme ve Akreditasyon Konseyi (YÖDAK) yasasının kabul edildiğini ancak bu konseyin üniversiteleri yeterince denetleyecek güçlü bir yapıya sahip olmadığını ifade etti.

Uluslararası öğrenci konusuna da değinen İncirli, çifte vize uygulamasının öğrencilerin ülkeye gelmesini zorlaştırdığını ve öğrencilere suçlu muamelesi yapılamayacağını vurguladı. İncirli, suç işlemesi muhtemel kişilerin izlenmesi ve gelişlerinin zorlaştırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, doğru adımlar atılmazsa göçün artacağını ve ülkede kimse kalmayacağını sözlerine ekledi.

Nazım Çavuşoğlu

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, yükseköğretim politikaları hakkında bilgi verdi ve 23 aktif üniversitenin bulunduğunu, sayının artırılması değil, niteliğin yükseltilmesinin hedeflendiğini açıkladı.

Çavuşoğlu, Kredi Yurtlar Kurumu’nun ülkeye gelmesi ve öğrencilere burs sağlanmasının öğrenci sayısının artmasına katkı sağladığını belirtti.

Yükseköğrenimin tartışılmasının önemli olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, TÜBİTAK ile yapılan protokolün akademisyenlere fayda sağlayacağını söyledi.

Öğrencilerin ikamet sorunlarını çözmek için çaba harcadıklarını ifade eden Çavuşoğlu, kiraların kontrolsüz bir şekilde artmaması için çağrıda bulundu.

Çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerin ülkede buluşmasının zenginlik olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, öğrenci takip sistemi eksikliğinin sorunlara yol açtığını ve bu nedenle çifte vize uygulamasının ortaya çıktığını belirtti.

Denetimsizliğin çifte vize uygulamasına neden olduğunu belirten Çavuşoğlu, bu uygulamanın üçüncü ülkelerden gelen öğrenci sayısında azalma beklendiğini açıkladı.

Özlük hakları konusunun bilindik bir mesele olduğunu belirten Çavuşoğlu, bu sorunların önüne geçmek için çaba harcamanın gerekliliğini dile getirdi. Nitelikli öğretmenlerin eğitim için önemli olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Yükseköğretim Denetleme ve Akreditasyon Konseyi’nin (YÖDAK) görevini yerine getirmesini istediklerini ve üniversitelerin ülkenin geleceğine katkı sağlamak için çalıştıklarını ifade etti.

Salahi Şahiner

Cumhuriyetçi Toplum Partisi (CTP) Milletvekili Salahi Şahiner, “Limanların Özelleştirme Serüveninde Bizi Neler Bekliyor?” başlığı altında konuşma yaptı.

Şahiner, Liman İşçileri Sendikası şirketinin 2020 yılında tasfiye edilmesi gereken bir durumdayken, bu tasfiyenin gerçekleştirilmediğini, gelirlerinin devlete aktarılması gerekirken beş kişiye devredildiğini iddia etti. Ayrıca, sendikanın bir yıl daha faaliyet göstermeye devam etmesine izin verildiğini belirtti.

Şahiner, bu şirketin, konteynırların boşaltılması gibi hizmetlerden elde edilen gelirin üyelerle paylaşılması amacıyla kurulduğunu açıklayarak, 2020 yılına geldiğinde üye sayısının beşe düştüğünü ve limanlardaki işçilik gelirlerinin bu beş kişiye dağıtıldığını ifade etti.

Yasal statüsünü 2020 yılında kaybeden Yönetim Kurulu’nun beş kişiyle karar alamayacağını vurgulayan Şahiner, bu kişilere paylaştırılması gereken paranın aslında 280 kişiye verilmesi gerektiğini belirtti.

Şahiner, bu konuyla ilgili çeşitli iddiaların bulunduğunu dile getirerek, 3 milyon TL’lik bir cironun toplandığına dair iddiaların olduğunu söyledi.

Son olarak, hükümetin aldığı özelleştirme kararına da değinen Şahiner, bu kararın içeriğini sorguladı ve daha fazla bilgi istedi.

Erhan Arıklı

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Tolga Atakan’ın bakanlığı döneminde Liman İşçileri Sendikası Şirketi’ne iki yıllık ek süre verme girişiminde bulunduğunu ancak buna karşı çıktığını belirtti.

Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen şirketin faaliyetlerine devam ettiğini ifade eden Arıklı, 2022 yılında göreve geldiğinde, bu uzatma kararını reddettiğini ve tasfiye kararı aldığını söyledi. Ancak, tasfiye memurunun sadece çekleri imzaladığını ve şirketin devam ettiğini kaydederek, sorunun daha da karmaşık hale geldiğini belirtti.

Bu durum üzerine Başbakan’ın bir yıl daha uzatma kararı alınmasını ve bir yılın sonunda şirketin makineleri bedelsiz bırakarak gitmesini önerdiğini ve bu kararın Bakanlar Kurulu’ndan geçtiğini açıkladı.

Arıklı, daha önce emekli olan kişilerin bu makineler üzerinde hak iddia ettiğini belirterek, bu kişilerin mahkemeye başvurarak haklarını arayabileceklerini söyledi.

Bu durumun limanlar için gerekli hizmetlerin sürdürülmesi için ayrılması gereken yüzbinlerce liralık kaynağın kişiler tarafından kullanılmasına neden olduğunu ve yasal tüm yolların denendiğini ancak bir sonuç alınamadığını belirtti.

Arıklı, limanların özelleştirilmesi konusunda bir ön raporun hazırlandığını ve yol haritasının belirleneceğini ifade etti. Limanların özelleştirilmesi için farklı formüllerin istişare edileceğini dile getiren Arıklı, Kalecik’te yeni bir liman inşa edilmesi ve Gazimağusa Limanı’nın yolcu ve turizme hizmet vermesi düşüncesinde olduklarını söyledi.

Ayrıca, bir danışmanlık firmasıyla anlaşma yapacaklarını ve Türkiye Özelleştirme İdaresi’nden yardım talep ettiklerini ifade etti. Türkiye Özelleştirme İdaresi’nden bir teknik heyetin sunum yaptığını belirten Arıklı, ayrıca Maliye Bakanlığı’nın danışmanlık firması için ihale açacağını belirtti.

Yorum Yaz

Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır. (0)

Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş Yap