Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırıyoruz. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz. Veri politikamız ile ilgili aklınıza takılan tüm soruları iletişim formu üzerinden bizlere sorabilirsiniz.
Gündemi yakala, kullanıcıların ve yazarların haberlerini takip et!
Son Dakika
Yemek Tarifleri
Diğer
Gazeteler
Bölgelere Göre
İnteraktif
Bağlantılar
Siyasiler
Bizi Takip Edin
Yayın: 15.10.2024 - 15:04
Güncelleme: 15.10.2024 - 17:43
3292 kez okundu
Raporda, kirlilik, nehirlerin doğal akışında meydana gelen değişiklikler, su kaynaklarından su çekimi ve iklim değişikliğinin etkileri gibi faktörlerin Avrupa’nın su güvenliği krizini derinleştirdiği belirtiliyor. EEA, Avrupa’nın su direncinin artırılması için acil eylemlerin gerektiğini vurguluyor.
2015 yılından bu yana yüzey sularının iyileştirilmesi konusunda kaydedilen ilerleme “çok az” düzeyde kalırken, 2021 itibarıyla yüzey sularının yalnızca yüzde 37’si “iyi” veya “yüksek” ekolojik statüye ulaştı. Bunun yanı sıra, plastik, tekstil ve elektronikte kullanılan insan yapımı kimyasallar gibi uzun ömürlü bileşiklerin yol açtığı kirlilik nedeniyle, yüzey sularının sadece üçte biri “iyi” kimyasal statüsüne sahip.
İçme suyu açısından önemli bir kaynak olarak kabul edilen yer altı suları, yüzey sularına kıyasla daha iyi bir durumda bulunmasına rağmen, pestisitler ve besin kirliliği sorunları endişe verici. EEA, Avrupa’daki su ekosistemlerinde biyoçeşitlilik krizinin iklim değişikliği ve insan faaliyetleri nedeniyle daha da kötüleşmesinin beklendiğini ifade ediyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin (AB) 2027 yılına kadar yüzey ve yer altı sularını iyi bir statüye ulaştırma hedefinin “mümkün görünmediğini” belirtiyor.
AB’nin mevcut su yönetimi uygulamaları, iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkmakta “yetersiz” bulunuyor. Raporda, Avrupa’nın su direncini artırmak amacıyla daha etkili adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor.
Su stresi, bir ülkede kişi başına düşen yıllık su miktarının 1700 metreküpün altına düşmesiyle ortaya çıkıyor ve bu durum Avrupa topraklarının yüzde 20’sini, nüfusun ise yüzde 30’unu etkiliyor. Su stresinin başlıca nedenleri arasında, AB’deki su tüketiminin yüzde 59’unu oluşturan tarım faaliyetleri, aşırı su kullanımı, kentsel atık su ve su kütlelerinin fiziksel özelliklerindeki değişiklikler yer alıyor.
AB nüfusunun yüzde 38’i ve topraklarının yaklaşık üçte biri su kıtlığı riskiyle karşı karşıya. Özellikle Akdeniz bölgesinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar yaşanırken, Orta Avrupa ülkeleri, Baltıklar ve Balkanların büyük bölümünde de durum alarm veriyor. Bu bağlamda, Avrupa’nın su kaynaklarının korunması için daha etkili ve sürdürülebilir yönetim stratejilerinin geliştirilmesi elzem hale geliyor.
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır. (0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen Giriş Yap
Henüz bildirimin bulunmuyor.